Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.

Bir aracın otoparka bırakılması, her zaman yalnızca belirli bir alanın kullanımına ilişkin bir ilişki doğurmaz. Sunulan hizmetin kapsamına göre otopark işletmesinin aracı gözetme, makul güvenlik önlemlerini alma ve aracı teslim alındığı durumuyla sahibine geri verme yükümlülüğü de söz konusu olabilir. Bu sorumluluk Türk Borçlar Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir.

İşyerlerinde güvenlik amacıyla kamera kullanılması, özellikle işyerinin ve çalışanların güvenliğinin sağlanması bakımından sıkça başvurulan yöntemlerden biri. Ancak kullanılan kameraların yalnızca görüntü değil, aynı zamanda ses kaydı da alması, kişisel verilerin korunması bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durum oluşturuyor. Nitekim Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30.11.2023 tarihli ve 2023/2007 sayılı kararı da bu ayrımı açık biçimde ortaya koyuyor.

Aracı kullanan kişinin kamu görevlisi olması ve kazanın görevin ifası sırasında meydana gelmesi halinde olay, yalnızca TBK ve KTK hükümleri çerçevesinde değerlendirilemez. Kamu görevlisinin görevini yerine getirirken verdiği zararlara ilişkin, Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ayrıca düzenlenmiş bir sorumluluk sistemi öngörülmüştür.

Evlenme simsarlığında amaç, evlenmek isteyen kişinin uygun bir kişiyle tanışmasını sağlamak veya tarafların bir araya gelmesine aracılık etmektir. Bu faaliyetin kendisi hukuka ya da ahlaka aykırı değildir. Simsarın görevi tarafların mutlaka evlenmesini sağlamak değildir. Evlilik, kişilerin özgür iradesiyle vereceği bir karar olduğundan, simsar evliliğin gerçekleşeceği yönünde bir sonuç taahhüdünde bulunamaz. Simsardan beklenen, üstlendiği aracılık faaliyetini gereği gibi yerine getirmesidir.

Kira sözleşmesi, bir malın kullanımının belirli bir bedel karşılığında kiracıya bırakılmasını konu alan sözleşmedir. Bu sözleşmeyle kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan süre boyunca kiracının kullanımına sunmayı; kiracı ise bunun karşılığında belirlenen bir kira bedelini ödemeyi üstlenir.

Vergi kayıp ve kaçağının ortaya çıkarılması yalnızca vergi idaresinin yaptığı inceleme ve denetimlerle sınırlı değildir. Bazı durumlarda üçüncü kişiler tarafından yapılan ihbarlar da kayıt dışı bırakılmış gelir veya kazançların tespit edilmesini sağlayabilmektedir. Türk hukukunda, vergi kaybının ortaya çıkarılmasına katkıda bulunan kişilere belirli şartlarla ikramiye ödenmesi uzun yıllardır uygulanan bir sistemdir.

Yapay zekanın hukuk alanında kullanımı giderek yaygınlaşırken, bu teknolojinin doğrudan yargılama süreçlerinde hangi amaçlarla ve hangi sınırlar içerisinde kullanılabileceği de tartışılmaya devam ediyor. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.04.2026 tarihli, 2025/976 E. ve 2026/413 K. sayılı kararı bu tartışma bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturdu.

İnternet ve mobil bankacılığın günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte, hesap sahiplerinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirilen para transferleri de giderek daha sık hukuki uyuşmazlıklara konu oluyor. Bu noktada en önemli sorunlardan biri, ortaya çıkan zararın banka mı yoksa hesap sahibi tarafından mı karşılanacağıdır.

Araçların arıza veya hasar nedeniyle uzun süre serviste kalması, araç sahipleri açısından ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Özellikle ticari araçlarda tamir süresince aracın kullanılamaması doğrudan kazanç kaybına, hususi araçlarda ise ikame araç bedeline sebebiyet vermektedir.